← Dersler

10. Ders

Es-Samed ve El-Ganî: Muhtaçlığını Bilen Doğru Kapıyı Çalar

“Allah Samed’dir.”
İhlâs, 2

İnsan güçlü görünmek ister.

Kimseye muhtaç olmadığını göstermek,

kendi ayakları üzerinde durmak,

yardım istememek,

sorunlarını kendi başına çözmek ister.

Muhtaç olduğunu söylemeyi zayıflık zanneder.

Oysa insanın muhtaçlığı bir kusur değildir.

İnsan yaratıldığı için muhtaçtır.

Nefese muhtaçtır.

Suya muhtaçtır.

Sevgiye muhtaçtır.

Sağlığa, güvene, ilme ve merhamete muhtaçtır.

Bir gün hiçbir şeye ihtiyaç duymadan yaşayamaz.

İnsanın asıl yanılgısı muhtaç olması değil; muhtaçlığını unutmasıdır.

Es-Samed ve El-Ganî isimleri insana kendi gerçeğini öğretir:

Her şey Allah’a muhtaçtır; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.

İnsan muhtaçlığını inkâr ettiğinde kendisini olduğundan büyük görür.

Muhtaçlığını kabul ettiğinde ise hangi kapıya yönelmesi gerektiğini anlar.

Fakr Zillet Değildir

Fakr yalnız parasızlık değildir.

İnsanın varlığını devam ettirebilmek için Allah’a olan mutlak ihtiyacıdır.

Zengin insan da fakirdir.

Güçlü insan da fakirdir.

Bilgili insan da fakirdir.

Çünkü insanın sahip olduğu hiçbir şey kendisinden değildir ve elinde kalacağı garanti değildir.

Bedenini kendisi yaratmamıştır.

Kalbini kendisi çalıştırmamaktadır.

Aklını kendisi kurmamıştır.

Ömrünün ne kadar süreceğini kendisi belirleyemez.

İnsan kendisine verilenleri kullanır; fakat onların gerçek sahibi değildir.

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise Ganî’dir, Hamîd’dir.”
Fâtır, 15

İnsan Allah’a olan ihtiyacını anladığında küçülmez.

Yanlış kapılara muhtaç olmaktan kurtulur.

Fakr, insanlara karşı zillet değildir.

El-Ganî’ye nispetle insanın gerçek yerini bilmesidir.

Muhtaçlığını bilmek, gerçek zenginliğin başlangıcıdır.

İhtiyaç Bir Çağrıdır

İnsan bir ihtiyacın içine düştüğünde yalnız eksikliği görür.

“Bende bu yok.”

“Bunu kaybettim.”

“Bana yardım edecek kimse kalmadı.”

“Bu sorunu çözecek imkânım yok.”

Fakat ihtiyaç yalnız bir eksiklik değildir.

İnsanı Allah’a çağıran bir sestir.

İhtiyacın seni çağırıyor.

İnsan her şeye sahip olduğunu düşündüğünde dua etmeyi unutabilir.

Kendi gücüne güvenir.

Sebeplere bağlanır.

Kapıların hiç kapanmayacağını zanneder.

Fakat sebepler çekildiğinde içinde saklı olan aczi ortaya çıkar.

Acz insanı utandırmak için değil, doğru yere yöneltmek için vardır.

Acz ve fakr, Samediyetin kapısını açar.

İnsan zayıflığını fark ettikçe Es-Samed ismini daha derinden anlar.

Çünkü Es-Samed, yalnız ihtiyaçlar karşılandığında bilinen bir isim değildir.

Bütün görünen kapılar kapandığında kalbin yöneldiği asıl kapıdır.

“Artık Kimse Yok” Diyen Kalbe

İnsan bazen çevresine bakar ve şöyle der:

“Artık kimse yok.”

Güvendiği insanlar uzaklaşmış olabilir.

Yardım beklediği kişiler sessiz kalmış olabilir.

Sahip olduğu imkânlar tükenmiş olabilir.

Kendisini yalnız, savunmasız ve çaresiz hissedebilir.

Bu söz kalbe ağır gelir.

Fakat bazen “Kimse yok.” dediğimiz an, yanlış dayanakların çekildiği andır.

İnsanların yokluğu Allah’ın yokluğu değildir.

Sebeplerin tükenmesi, kudretin tükenmesi değildir.

Kapıların kapanması, asıl kapının kapandığı anlamına gelmez.

Es-Samed’in kalbe verdiği cevap şöyledir:

“Ben varım.”

“Benden başka kapı arama.”

“Boşluğa düşmezsin.”

“Dayan; çözülmem.”

“Son kapı değilim; asıl kapıyım.”

İnsan Allah’ı bütün çareler bittikten sonra hatırlanan son kapı gibi görebilir.

Oysa Allah son kapı değil, bütün kapıların üzerinde bulunan asıl kapıdır.

Diğer kapılar ancak O dilerse açılır.

İnsanlara Değil, Allah’a Dayanmak

Es-Samed’e yönelmek, insanlardan hiçbir yardım istememek değildir.

İnsan insana yardım eder.

Bir doktor tedavi eder.

Bir dost destek olur.

Bir öğretmen bilgi verir.

Bir insan başka bir insanın ihtiyacını karşılayabilir.

Fakat bunların her biri birer sebeptir.

Sebebi asıl kaynak zannetmek kalbi o sebebe esir eder.

İnsan yardım aldığı kişiye gereğinden fazla bağlanabilir.

Onu kaybetmemek için doğru bildiğinden vazgeçebilir.

İnsanların sevgisini, desteğini veya imkânını kaybetmekten korkarak hakikati terk edebilir.

Çünkü rızkını, güvenini veya geleceğini onların elinde zannetmektedir.

Es-Samed ismi kalbe şu dengeyi öğretir:

İnsanlardan gelen yardımı kabul et.

Fakat yardımı Allah’tan bil.

Sebeplere başvur.

Fakat kalbini sebeplere bağlama.

İnsanlara teşekkür et.

Fakat onları mutlak kaynak hâline getirme.

Allah’a dayanan, dünyaya dayanmak zorunda kalmaz.

Bu söz dünyadan kaçmak değildir.

Dünyayı doğru yere koymaktır.

Sahte Bağımsızlık

İnsan “Ben kimseye muhtaç değilim.” dediğinde özgür olduğunu zanneder.

Fakat bu defa malına, makamına, bilgisine veya gücüne bağımlı hâle gelebilir.

Parasını kaybetmekten korkar.

Makamı sarsılınca huzuru bozulur.

İnsanların takdiri azaldığında kendisini değersiz hisseder.

Kendi gücüne dayanan insan, gücü azaldığında yıkılır.

Çünkü dayandığı şey kendisi gibi sınırlıdır.

Gerçek özgürlük hiçbir şeye ihtiyaç duymamak değildir.

İhtiyaçlarını Allah’a bağlayarak sınırlı şeylerin esaretinden kurtulmaktır.

İnsan Allah’a kul olduğunda, insanların kulu olmaktan kurtulur.

El-Ganî: Eksilmeyen Kaynak

İnsan verirken eksilir.

Parasından verdiğinde parası azalır.

Zamanından verdiğinde zamanı azalır.

Gücünü kullandığında yorulur.

Bilgisini paylaşırken bile sınırlı olduğunu hisseder.

Allah’ın vermesi ise insanların vermesine benzemez.

Güneş her gün ışık verir; fakat ışığı tükenmiş gibi görünmez.

Toprak sürekli ürün verir.

Yağmur tekrar tekrar iner.

Hayat her baharda yeniden canlanır.

Kâinat eksilmeyen kaynakların işaretleriyle doludur.

Güneş insanın emrinde değildir; fakat insana hizmet eder.

Toprak insanın emrinde değildir; fakat sofrasını hazırlar.

İnsan bunlara alıştıkça hayretini kaybeder.

Hayret azalınca şükür de azalır.

El-Ganî ismi insana kaynağın görünen sebepler olmadığını hatırlatır.

İnsanların imkânı sınırlıdır.

Allah’ın hazinesi ise insanın hesabıyla ölçülemez.

Samed’e Dayanan Kırılmaz

İnsanın kırılması çoğu zaman dayandığı şeyin kırılmasıyla başlar.

Bir insana dayanır; insan değişir.

Bir makama dayanır; makam elinden alınır.

Mala dayanır; mal azalır.

Sağlığına dayanır; bedeni zayıflar.

Kendi planına dayanır; hayat planladığı gibi ilerlemez.

Dayandığı şey geçiciyse, onunla birlikte insanın huzuru da sarsılır.

Samed’e dayanan kırılmaz; çünkü dayandığı kudret sonsuzdur.

Bu, Samed’e dayanan insanın hiç üzülmeyeceği anlamına gelmez.

Kaybettiğinde acı çeker.

Yalnız kaldığında özlem duyar.

Yorulduğunda yardım ister.

Fakat yaşadığı kayıp onu bütünüyle boşluğa düşürmez.

Çünkü bir sebebi kaybetmiştir; asıl kaynağı değil.

Bir kapı kapanmıştır; asıl kapı değil.

Bir insan uzaklaşmıştır; Allah’ın beraberliği değil.

Taşıdığın Yükte Yalnız Değilsin

“Allah hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
Bakara, 286

İnsan ağır bir yükle karşılaştığında ilk olarak kendi gücünü ölçer.

“Ben bunu taşıyamam.”

“Hakkından gelemem.”

“Artık gücüm kalmadı.”

Bu sözler insanın kendi gücüne bakarak verdiği hükümlerdir.

Fakat insan yükünü yalnız kendi gücüyle taşımaz.

Yük hastalık olabilir.

Yalnızlık olabilir.

İftira olabilir.

Kayıp olabilir.

Uzun bir bekleyiş olabilir.

Geldiyse taşıyabileceğin içindir; fakat tek başına değil, Allah’la birlikte.

Es-Samed ismi yükün mutlaka hafifleyeceğini söylemez.

Fakat yükün altında yalnız olmadığını hatırlatır.

İnsan kendi gücünün bittiği yerde Allah’ın yardımına yönelir.

Bazen taşıma gücü, yük geldikten sonra verilir.

İnsan başına gelmeden önce taşıyamayacağını düşündüğü birçok şeyi, Allah’ın yardımıyla taşır.

İhtiyacını Bilmek Duayı Değiştirir

İnsan yalnız ihtiyaçlarını sayarak dua edebilir:

“Bana bunu ver.”

“Şunu benden uzaklaştır.”

“Bu kapıyı aç.”

“Bu sıkıntıyı bitir.”

Bunlar duadır.

Fakat Es-Samed’i tanıdıkça dua derinleşir.

İnsan yalnız istediği şeyin verilmesini değil, kendisini Allah’tan uzaklaştıracak bir isteğin kalbinden alınmasını da ister.

Yalnız ihtiyacının karşılanmasını değil, ihtiyacın kendisini Allah’a yaklaştırmasını diler.

Yalnız yardım istemez; doğru kapıyı tanımayı ister.

Çünkü bazen insanın istediği şeyden daha büyük ihtiyacı, Allah’a olan ihtiyacını fark etmektir.

Bu Dersin Kalp Anahtarı

Muhtaç olman seni değersiz yapmaz.

Muhtaçlığını yanlış kapılara taşıman seni yorar.

İnsanlardan beklediğin her şey onların elinde olmayabilir.

Onların sevgisi sınırlıdır.

Gücü sınırlıdır.

İmkânı sınırlıdır.

Ömrü sınırlıdır.

Fakat Es-Samed sınırlı değildir.

El-Ganî’nin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; her şey O’na muhtaçtır.

“Artık kimse yok.” dediğinde,
Es-Samed’in “Ben varım.” hitabını hatırla.

Bir kapı kapandığında,
onun asıl kapı olmadığını hatırla.

Kendi gücün bittiğinde,
yardımın da bittiğini düşünme.

Muhtaçlığını bilen insan doğru kapıyı çalar.

Doğru kapıyı bulan insan, başka kapıların önünde zillete düşmez.

Dua

Allah’ım,
muhtaçlığımı inkâr ederek
kendi gücüme güvenmekten beni koru.

Aczimi ümitsizliğe değil,
Sana açılan bir kapıya dönüştür.

İnsanlardan gelen yardımı Senin ikramın bilmeyi;
fakat kalbimi insanlara ve sebeplere bağlamamayı öğret.

“Artık kimse yok.” dediğim anlarda
Senin varlığını kalbime hatırlat.

Yalnızlıkta, çaresizlikte, korkuda ve kayıpta
beni Samediyetinle huzura ulaştır.

Verdiğin imkânları kendimden bilmekten,
kaybettiğim sebeplerle ümitsizliğe düşmekten beni koru.

Beni yanlış kapılarda zillete düşenlerden değil,
ihtiyacını bilip yalnız Senin kapına yönelen kullarından eyle.