“Allah, O’ndan başka ilâh olmayandır.
O, Hayy’dır, Kayyûm’dur.”
Bakara Sûresi, 2/255
İnsan hayatı yaşar; fakat hayatı meydana getiremez.
Kalbi atar ama onu kendisi attırmaz.
Uyur ama sabah yeniden uyanmayı garanti edemez.
Birini sever ama sevgiyi kendi içinde nasıl var ettiğini açıklayamaz.
Düşünür, hisseder, üzülür, umut eder; fakat bunların hiçbirini yoktan yaratmaz.
İnsan hayatın içindedir; fakat hayatın sahibi değildir.
Hayatın sahibi El-Hayy’dır.
Hayatı her an ayakta tutan ise El-Kayyûm’dur.
Hayat, yalnızca nefes almak değildir
Hayatı çoğu zaman bedenin çalışması olarak görürüz.
Oysa hayat:
görebilmek,
duyabilmek,
düşünebilmek,
sevebilmek,
merhamet edebilmek,
hakikati arayabilmek,
yanlıştan dönebilmek,
yeniden ümit edebilmek demektir.
İnsanın içinde bunlardan biri canlandığında, hayatın başka bir penceresi açılır.
Bir insan yaşıyor olabilir fakat hakikate karşı kalbi kapanmış olabilir. Başka biri çok ağır şartlar içinde bulunabilir fakat kalbi hâlâ Allah’a yöneliyorsa, onun içinde hayat devam ediyordur.
Çünkü hayatın en derin belirtisi yalnız hareket etmek değil, Allah’a cevap verebilen bir kalbe sahip olmaktır.
Hayat varsa ümit vardır.
Çünkü yaşayan kalbin Allah’a dönebileceği bir kapı hâlâ açıktır.
El-Hayy: Hayatı kendinden olan
Bizim hayatımız verilmiştir.
Başlangıcı vardır.
Gücü sınırlıdır.
Uykuya, suya, havaya, gıdaya ve zamana muhtaçtır.
Allah’ın hayatı ise hiçbir kaynağa dayanmaz. O’nun hayatı başlangıçsız, kesintisiz ve sonsuzdur.
O yorulmaz.
Uyumaz.
Dalgınlığa düşmez.
Bir işle meşgul olması başka bir şeyi görmesine engel olmaz.
Bu sebeple insanın Rabbine yönelişi hiçbir zaman karşılıksız bir boşluğa düşmez.
İnsanlar seni duymayabilir.
En yakının hâlini anlamayabilir.
Söylediklerin yanlış anlaşılabilir.
Yalnız kaldığını düşünebilirsin.
Fakat El-Hayy olan Allah’a hiçbir hâlin kapalı değildir.
Sen uyurken de O bilir.
Sen anlatamazken de O bilir.
Sen kendini anlayamazken bile O seni bilir.
Bu hakikat kalbe şunu öğretir:
Benim hayatım sahipsiz değildir.
El-Kayyûm: Her şeyi ayakta tutan
İnsan çoğu zaman hayatı kendisinin taşıdığını düşünür.
Ailesini kendisinin ayakta tuttuğunu, işlerin kendi kontrolüyle devam ettiğini, düzenin kendi gücü sayesinde bozulmadığını zanneder.
Sonra bir gün gücü azalır.
Yorulur.
Hastalanır.
Planları bozulur.
Kontrol edemediği olaylarla karşılaşır.
İşte insan o zaman önemli bir hakikati fark eder:
Ben her şeyi ayakta tutmuyormuşum.
Beni de ayakta tutan varmış.
El-Kayyûm, varlığı başkasına bağlı olmayan ve bütün varlığı ayakta tutandır.
Göğü tutan O’dur.
Yeryüzündeki hayatı sürdüren O’dur.
Kalbi yeniden ümitlendiren O’dur.
İnsan dağıldığında onun parçalarını tekrar bir araya getiren O’dur.
Sen sebeplere tutunursun; fakat sebepleri ayakta tutan Allah’tır.
Bir doktor tedavi eder; şifayı yaratamaz.
Bir dost teselli eder; huzuru kalbe yerleştiremez.
Bir kapı açılır; fakat o kapının hayra dönüşmesini garanti edemez.
Her şey hizmet eder; fakat hiçbir şey kendi başına yeterli değildir.
Çünkü her şey ayakta tutulmaya muhtaçtır.
Yalnız Allah kendi kendine kaimdir.
Yorulmak, terk edilmek değildir
İnsan bazen içinden düşer.
Eskiden kolayca yaptığı şeyleri yapmakta zorlanır.
Duasında eski sıcaklığı bulamaz.
Ümidi azalır.
İçindeki kuvvetin tükendiğini düşünür.
Böyle zamanlarda insan kendisine haksızlık edebilir:
“Demek ki imanım zayıfladı.”
“Demek ki artık devam edemeyeceğim.”
“Demek ki Allah beni bıraktı.”
Oysa yorulmak her zaman vazgeçmek değildir.
Bazen beden dinlenmek ister.
Bazen ruh sessizliğe ihtiyaç duyar.
Bazen insanın eski kuvveti alınır ki kendi gücüne değil, kendisini ayakta tutana yönelsin.
Sen her gün aynı kuvvette olmak zorunda değilsin.
El-Kayyûm’a iman, insanın hiç yorulmaması demek değildir. Yorulduğunda dahi hayatını yalnız kendi gücünün taşımadığını bilmesidir.
Gücüm azalabilir;
fakat beni ayakta tutan Allah’ın kudreti azalmaz.
Bu düşünce insanı kendisine karşı daha merhametli, Rabbine karşı daha muhtaç hâle getirir.
İçindeki yeniden kalkma isteği
İnsan bazen düştüğü yerde uzun süre kalır.
Umudu azalır.
İçinden hiçbir şey yapmak gelmez.
Her şeyin sona erdiğini düşünür.
Sonra bir an gelir:
İçinde küçük bir hareket başlar.
Tekrar dua etmek ister.
Bir adım daha atar.
Yeniden toparlanmayı düşünür.
Karanlığın içinden ince bir ümit doğar.
İnsan bu dirilişi çoğu zaman kendinden bilir.
Fakat nereden geldiğini açıklayamaz.
Dün kalkamayacağını düşünen insan bugün neden yeniden ayağa kalkmıştır?
İşte bu, hayatın yalnız bedende değil, kalpte de yenilenmesidir.
Allah bazen şartları hemen değiştirmez; önce insanın içindeki yaşama kuvvetini yeniler.
Dışarıdaki kapılar henüz kapalı olabilir.
Sorun hâlâ çözülmemiş olabilir.
Bekleyiş devam edebilir.
Fakat insanın içinde yeniden ayağa kalkma iradesi doğmuşsa, diriliş başlamıştır.
Allah bazen hayatını değiştirmeden önce,
hayata bakışını diriltir.
Ruh bir emanettir
İnsana verilen hayat kendi mülkü değildir.
Akıl, vicdan, iman, merhamet ve idrak; insanın üstünlük taslaması için değil, sorumluluğunu anlaması için verilmiştir.
Görebiliyorsan, neye baktığından sorumlusun.
Konuşabiliyorsan, hangi sözü söylediğinden sorumlusun.
Güç sahibiysen, gücünü nerede kullandığından sorumlusun.
Bir kalbin varsa, onu neyle doldurduğundan sorumlusun.
Hayatın emanet olduğunu bilen insan, ömrünü yalnız tüketmez; ona bir anlam vermeye çalışır.
Çünkü kendisine verilen her kabiliyetin, kendisini Allah’a götüren bir kapı olabileceğini bilir.
Hayat, sahip olduğumuz bir eşya değil;
nasıl kullandığımızdan sorulacak bir emanettir.
Tükenmişlik ile teslimiyet arasındaki fark
Tükenmiş insan şöyle der:
“Artık hiçbir şey yapamam.”
Teslim olan insan ise şöyle der:
“Benim gücüm yetmiyor; fakat Allah’ın kudreti yeter.”
Bu iki cümle birbirine benzer görünür; fakat aralarında büyük bir fark vardır.
Birincisi bütün kapıları kapatır.
İkincisi insanın kapısını kapatır, Allah’ın kapısını açar.
Teslimiyet, insanın sorumluluğunu bırakması değildir. Kendi gücünü ilâhlaştırmaktan vazgeçmesidir.
İnsan üzerine düşeni yapar.
Tedbirini alır.
Çalışır.
Bekler.
Sabreder.
Fakat sonucu taşıyanın kendisi olmadığını bilir.
Bu bilgi insanın yükünü yok etmeyebilir; fakat yükün altında ezilmesini önler.
Ölüm, Hayy ismini inkâr etmez
İnsan hayata yalnız dünya tarafından baktığında ölümü mutlak bir son gibi görür.
Fakat hayatı veren El-Hayy’dır.
İnsana ruhu emanet eden de O’dur.
Onu dünyaya getiren de O’dur.
Ölümden sonra yeniden diriltecek olan da O’dur.
Bu sebeple ölüm, hayatın sahibinin kudretini azaltmaz. Yalnızca insanın bulunduğu hâli değiştirir.
Dirilişe iman kalbe şunu söyler:
Hiçbir iyilik kaybolmaz.
Hiçbir sabır unutulmaz.
Hiçbir gözyaşı Allah’ın ilminden çıkmaz.
Dünyada tamamlanmayan adalet sahipsiz kalmaz.
El-Hayy’a iman eden insan, hayatı yalnız bugün gördüklerinden ibaret saymaz.
El-Kayyûm’a iman eden insan, varlığının ölümle boşluğa düşmeyeceğini bilir.
Bugünün insana verdiği yanlış yük
İnsan kendisini her an güçlü göstermek zorunda hissediyor.
Yorulduğunu belli etmemeli.
Yardım istememeli.
Kontrolü kaybetmemeli.
Her sorunun cevabını bilmeli.
Her yükün altından tek başına kalkmalı.
Bu anlayış insanı güçlü yapmıyor; onu kendi sınırlılığıyla yalnız bırakıyor.
Oysa kul olmanın huzuru, insanın aczini kabul edebilmesindedir.
“Ben her şeye yetişemem.”
“Her şeyi düzeltemem.”
“Herkesi koruyamam.”
“Yarını yönetemem.”
Bunları kabul etmek yenilgi değildir.
İnsanın, El-Kayyûm olmadığını anlamasıdır.
Sen her şeyi ayakta tutmakla görevli değilsin.
Sen doğru yerde durmakla görevlisin.
El-Hayy ve El-Kayyûm’u tanıyan insan
Bu iki ismi kalbinde taşıyan insan:
hayatı sıradan görmez,
nefesini ve idrakini emanet bilir,
yorulduğunda kendisini bütünüyle suçlamaz,
kuvvetini yalnız kendisinden beklemez,
sebepleri kullanır fakat onları kaynak saymaz,
karanlıkta bile yeniden dirilmenin mümkün olduğuna inanır,
ölümü yok oluş değil, Allah’a dönüş olarak görür,
bütün dayanaklar sarsıldığında Allah’ın sarsılmadığını bilir.
Onun huzuru, her zaman güçlü olmasından doğmaz.
Gücü azaldığında kime dayanacağını bilmesinden doğar.
Bu Dersin Kalp Anahtarı
Ben hayatın sahibi değilim; emanetçisiyim.
Her şeyi ben ayakta tutmuyorum; beni de ayakta tutan Allah’tır.
Yorulabilirim, düşebilirim, bekleyebilirim.
Fakat El-Hayy tükenmez, El-Kayyûm beni sahipsiz bırakmaz.
Dua
Yâ Hayy,
Kalbimize hakiki hayat ver.
Bizi yalnız nefes alanlardan değil, hakikati fark ederek yaşayanlardan eyle.
Yâ Kayyûm,
Gücümüz azaldığında bizi Sen ayakta tut.
Kendi kuvvetimize güvenerek kibirlenmekten, kuvvetimiz tükendiğinde ümitsizliğe düşmekten koru.
Hayatımızı Senin verdiğin bir emanet olarak yaşamayı, nimetlerini fark etmeyi ve her hâlimizle Sana yönelmeyi nasip et.
İçimizde sönen ümidi yeniden dirilt.
Yorulduğumuzda dinlenmeyi, düştüğümüzde yeniden kalkmayı, elimizden geleni yaptıktan sonra Sana dayanmayı öğret.
Bütün dayanaklarımız sarsıldığında kalbimize şu hakikati unutturma:
Sen Hayy’sın; hayatın tükenmez.
Sen Kayyûm’sun; hiçbir kulunu sahipsiz bırakmazsın.
Âmin.