“O; Melik, Kuddûs, Selâm, Mü’min ve Müheymin olan Allah’tır.”
Haşr, 23
İnsan huzuru çoğu zaman dış şartlarda arar.
Sorunlar biterse,
insanlar değişirse,
geçmiş unutulursa,
gelecek güvence altına alınırsa,
istediği sonuç gerçekleşirse huzura kavuşacağını düşünür.
Fakat dışarıdaki şartlar değişse bile kalbin içindeki korku, öfke, kibir ve güvensizlik devam edebilir.
Çünkü huzur yalnız hayatın sakinleşmesi değildir.
Huzur, kalbin temizlenmesiyle başlar.
El-Kuddûs ve Es-Selâm isimleri birlikte düşünüldüğünde insana şu hakikati öğretir:
Kalp temizlenmeden gerçek huzur yerleşmez.
Kalbi Kirleten Şeyler
Kalp yalnız günahla kirlenmez.
Yanlış düşünceler de kalbi kirletebilir.
Her şeyi kontrol etme isteği…
İnsanların onayına bağımlı olmak…
Kendini başkalarından üstün görmek…
Haksızlığa uğradığı için kalbini kine teslim etmek…
Başkalarının kusurlarını konuşarak kendisini temize çıkarmak…
Yaptığı iyiliği gösterişe dönüştürmek…
Allah’ın hükmünü kendi menfaatine göre yorumlamak…
Bunların her biri kalbin berraklığını bozar.
İnsan dışarıdan temiz ve dindar görünebilir; fakat içinde öfke, kibir, menfaat ve ikiyüzlülük taşıyabilir.
Gerçek temizlik, yalnız görünüşün temizliği değildir.
Niyetin, sözün ve vicdanın da temiz olmasıdır.
El-Kuddûs: Önce Bakışını Temizle
İnsan başına gelen bir sıkıntıyı anlayamadığında yalnız olayla mücadele etmez.
Zihninde Allah hakkında yanlış düşünceler de oluşabilir:
“Allah beni unuttu mu?”
“Dua ediyorum; neden cevap vermiyor?”
“Neden bunu yaşamama izin verdi?”
“Başkalarına verilen bana neden verilmedi?”
İnsan bazen yaşadığı acının etkisiyle Allah’ın rahmeti, adaleti ve hikmeti hakkında kötü zanna düşebilir.
Tesbih burada zihni düzeltir.
Tesbih yalnız “Sübhanallah” sözünü tekrar etmek değildir.
Allah’ı yüceltmek ve O’na kusur isnat etmemektir.
Zikir kalbi temizler; tesbih zihni düzeltir.
İnsan her şeyi anlamayabilir.
Fakat anlayamadığı şeyi Allah’ın hikmetsizliği olarak görmemelidir.
Netice gecikebilir.
Fakat bu, Allah’ın unuttuğu anlamına gelmez.
Kapı kapanabilir.
Fakat bu, rahmetin sona erdiği anlamına gelmez.
Musibet gelebilir.
Fakat bu, insanın sahipsiz bırakıldığı anlamına gelmez.
El-Kuddûs ismi, önce Allah hakkındaki yanlış düşüncelerimizi temizler.
Kalbe şunu söyletir:
“Ben hikmeti göremiyor olabilirim; fakat Rabbime kusur isnat etmem.”
Temizlik, Günahsızlık İddiası Değildir
İnsan bazen temizliği hiç hata yapmamak zanneder.
Oysa insan zayıftır.
Yanılabilir.
Nefsine uyabilir.
Kötü bir söz söyleyebilir.
Kalbinde yanlış bir niyet taşıyabilir.
Gerçek temizlik, kendisini kusursuz görmek değildir.
Kirini fark edip temizlenmeye yönelmektir.
Namaz, insanın günahsızlık iddiası değildir; temizlenme imkânıdır.
Tövbe de hiç düşmemiş insanların değil, düştüğü yerden Allah’a dönmek isteyenlerin kapısıdır.
İnsanın en büyük tehlikesi günah işlediğini fark etmemesi değil, kendisini zaten temiz zannetmesidir.
Kibir şöyle der:
“Ben doğruyum. Başkaları yanlış.”
Temizlenmek isteyen kalp ise şöyle der:
“Benim de görmediğim kusurlarım olabilir.”
Hakikati en çok engelleyen şey bazen cehalet değil, insanın kendisini tamamlanmış zannetmesidir.
Kalbin temizliği, insanın kendi kusurunu görebilmesiyle başlar.
Başkasının Kusuruyla Temizlenemezsin
Nefis, kendisini aklamak için başkasının ayıbını konuşmak ister.
Bir insanın hatasını anlattığında kendisini daha iyi, daha temiz ve daha haklı hissedebilir.
Fakat başkasının kusuru, bizim doğruluğumuzun delili değildir.
Başkalarının kusurunu konuşmak, nefsin gizli hilesidir.
Gıybet, kalbi temizlemez.
İnsanın dikkatini kendi içinden uzaklaştırır.
Başkasının ayıbını büyütürken kendi kusurlarını görünmez hâle getirir.
İhlâs, başkasının hatasını kendisi için bir sermayeye çevirmemektir.
Günahın yayılması, bazen günahın kendisinden daha yıkıcı olabilir.
Çünkü insan kötülüğü konuşurken ona karşı çıktığını düşünür; fakat farkında olmadan onu çoğaltabilir.
El-Kuddûs ismini tanımak, yalnız kirden uzak durmayı değil, başkasının kirini taşıyarak kendi kalbini kirletmemeyi de öğretir.
Es-Selâm: Huzur Sonucun Adı Değildir
İnsan huzuru, istediği sonucun gerçekleşmesine bağlarsa huzuru sürekli erteler.
“Bu mesele çözülsün, huzur bulacağım.”
“Bu kişi değişsin, huzur bulacağım.”
“Bu korku ortadan kalksın, huzur bulacağım.”
“Geleceğim garanti olsun, huzur bulacağım.”
Fakat hayat hiçbir zaman tamamen kontrol edilebilir hâle gelmez.
Bir sorun biter, başka bir imtihan başlar.
Bir korku geçer, başka bir belirsizlik doğar.
Huzuru yalnız sonuçlara bağlayan insan, hayatı boyunca huzurun gelmesini bekler.
Es-Selâm ismi başka bir huzur öğretir:
Huzur, sonucun benim istediğim gibi olmasına bağlı değildir.
Huzur, sonucun Allah’ın ilmi, kudreti ve hikmeti dışında olmadığını bilmektir.
İnsan dışarıdaki fırtınayı her zaman durduramaz.
Fakat fırtınanın içinde kalbinin yönünü koruyabilir.
Geçmişin Hüznü, Geleceğin Korkusu
İnsan geçmiş ile gelecek arasında yorulur.
Geçmişte yaşadığı kayıpları tekrar tekrar düşünür.
“Keşke…” diyerek kendisini suçlar.
Gelecekte yaşanabilecek şeyleri düşünerek korkar.
“Ya olursa…” diyerek henüz gelmemiş acıları bugünden yaşamaya başlar.
Böylece geçmişin hüznü ile geleceğin korkusu bugünün huzurunu elinden alır.
Kur’an’da tekrar edilen müjde şudur:
“Onlara korku yoktur; onlar mahzun da olmayacaklardır.”
Bu söz, müminin hiç üzülmeyeceği veya hiç korkmayacağı anlamına gelmez.
Mümin korkuya ve hüzne teslim olmaz.
Çünkü geçmiş artık Allah’ın hükmüne bırakılmıştır.
Gelecek de Allah’ın ilmindedir.
İnsan bugün Allah’a yöneldiğinde, geçmişin yükü ve geleceğin korkusu arasında sıkışıp kalmaz.
Es-Selâm’ın verdiği huzur, hiçbir şey hissetmemek değildir.
Hissettiği hâlde dağılmamaktır.
İç Bütünlük
Tevhid yalnız “Allah birdir.” demek değildir.
Korkuyu, ümidi, sevgiyi ve kararı tek merkeze bağlamaktır.
Kalp bir yandan Allah’ın rızasını isterken diğer yandan insanların alkışına bağımlıysa bölünür.
Doğruyu bildiği hâlde menfaatini kaybetmemek için susuyorsa bölünür.
Allah’a güvendiğini söylerken bütün emniyetini sebeplere bağlıyorsa bölünür.
Dışarıda başka, yalnızken başka bir insan oluyorsa bölünür.
Bu iç bölünme huzuru bozar.
Çünkü insan aynı anda iki farklı yöne yürüyemez.
Es-Selâm ismi, dağılmış kalbi tek merkeze çağırır.
İnsan niyetini, korkusunu, sevgisini ve kararını Allah’a bağladığında içindeki çatışma azalır.
Huzur burada başlar.
Zikir Kalbi Diri Tutar
İnsan unutandır.
Allah’ı unutur.
Neden yaratıldığını unutur.
Ölümü ve hesabı unutur.
Kendisine verilen nimetleri unutur.
Vicdanının sesini unutur.
Unutmak yalnız zihnin değil, kalbin hastalığıdır.
Zikir insanı diri tutar.
Zikir Allah’ı hatırlamak, şükretmek ve dua etmektir.
İnsan Allah’ı hatırladığında, aslında kendisinin kim olduğunu da hatırlar.
Sahip değil emanetçi olduğunu…
Bağımsız değil muhtaç olduğunu…
Yalnız değil, Allah’ın huzurunda olduğunu…
Geçici bir dünyada bulunduğunu…
Bir gün O’na döneceğini hatırlar.
“Siz Beni anın ki Ben de sizi anayım.”
Bakara, 152
Zikir, dışarıdaki gürültüyü hemen susturmayabilir.
Fakat kalbin içinde hangi sesin en güçlü olacağını değiştirir.
Huzur Ahlâka Dönüşmelidir
Es-Selâm ismini tanıyan insan, başkalarına korku veremez.
Kendi huzurunu başkasının huzursuzluğu üzerine kuramaz.
Diliyle insanları yaralayıp kalbinde huzur arayamaz.
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kişidir.
İnsanların yanında güvende hissetmediği biri, yalnız sözleriyle Es-Selâm ismini anlatmış olmaz.
Allah’ın isimlerini tanımanın meyvesi ahlâktır.
Es-Selâm’ı tanıyan, bulunduğu yere emniyet taşır.
El-Kuddûs’u tanıyan, yalnız kendisini değil; sözünü, niyetini ve ilişkilerini de temiz tutmaya çalışır.
İmanın huzuru, insanın davranışlarında görünmelidir.
Bu Dersin Kalp Anahtarı
Huzur ararken yalnız dış şartlara bakma.
Kalbinin içinde taşıdığın şeylere de bak.
Kırgınlık mı taşıyorsun?
Kibir mi?
Başkalarının onayına duyduğun ihtiyaç mı?
Geçmişin hüznü mü?
Geleceğin korkusu mu?
Allah hakkındaki yanlış zanların mı?
Kalp bunlarla doluyken dışarıdaki sessizlik huzur getirmeyebilir.
El-Kuddûs kalbi arındırır.
Es-Selâm arınan kalbe huzur verir.
Zikir kalbi temizler.
Tesbih zihni düzeltir.
Tevhid, dağılmış kalbi tek merkeze toplar.
Huzur, her şeyin istediğin gibi olması değildir.
Huzur, her hâlinde Allah’a ait olduğunu unutmamaktır.
Dua
Allah’ım,
kalbimi kibirden, kinden, gösterişten
ve başkalarının kusurlarıyla oyalanmaktan temizle.
Seni anlayamadığım zamanlarda
Sana kusur isnat etmekten beni koru.
Zikirle kalbimi,
tesbihle zihnimi,
tövbeyle geçmişimi arındır.
Geçmişin hüznüne ve geleceğin korkusuna teslim olma.
Huzurumu sonuçlara, insanlara
ve değişen şartlara bağlatma.
Beni, elinden ve dilinden insanların emin olduğu;
bulunduğu yere korku değil güven,
gürültü değil sükûnet taşıyan kullarından eyle.