“Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul eden ve çok bağışlayandır.”
Bakara, 37
İnsan bazen yaptığı bir hatadan döner; fakat hatanın hatırasından dönemaz.
Tövbe eder.
Pişman olur.
Aynı yanlışı tekrarlamamaya karar verir.
Fakat geçmişi zihninde yaşamaya devam eder.
Kendi kendisine şu hükmü verir:
“Ben artık düzelemem.”
Bazen insanı Allah’ın rahmetinden uzaklaştıran yalnız günah değildir.
Günahından sonra içine düştüğü ümitsizlik de onu Allah’tan uzaklaştırabilir.
Et-Tevvâb, El-Gaffâr ve El-Afüvv isimleri insana yalnız affedilmeyi değil; arınmayı, yeniden başlamayı ve geçmişin hükmünden kurtulmayı öğretir.
Allah kulunu geçmişiyle mahkûm etmez.
Tövbe Yalnız Üzülmek Değildir
İnsan yaptığı bir yanlıştan dolayı üzülebilir.
Vicdan azabı çekebilir.
Kendisini suçlayabilir.
Geceleri geçmişi düşünebilir.
Fakat bütün bunlar tek başına tövbe değildir.
Tövbe, üzüntünün yön kazanmasıdır.
Hatanın içinde kalmak değil, hatadan Allah’a dönmektir.
İnsan yalnız kendisine kızıyorsa, hâlâ kendisiyle meşguldür.
“Bunu ben nasıl yaptım?”
“Ben böyle biri olmamalıydım.”
“İnsanlar öğrenirse hakkımda ne düşünür?”
Bu soruların merkezinde bazen Allah değil, insanın kendi benlik düşüncesi bulunur.
Gerçek tövbe yalnız insanın kendisi hakkındaki iyi düşüncesini yeniden kurmak değildir.
Allah ile arasındaki bağı yeniden kurmaktır.
Tövbe, günahın karanlığında parlayan bir rahmet kandilidir.
Karanlığı inkâr etmez.
Fakat karanlığın içinde kalmaya da razı olmaz.
Et-Tevvâb: Dönüş Kapısını Açan
Et-Tevvâb ismi, insanın Allah’a dönebileceğini öğretir.
Düşmüş olabilir.
Yanlış bir karar vermiş olabilir.
Nefsine uymuş olabilir.
Bir insanın kalbini kırmış olabilir.
Kendisine verilen emaneti koruyamamış olabilir.
Fakat insanın hatası, dönüş yolunu ortadan kaldırmaz.
Şeytan insana iki ayrı söz söyler.
Günahtan önce:
“Bir şey olmaz.”
Günahtan sonra:
“Artık senin için dönüş yok.”
Birinci söz günahı küçültür.
İkinci söz Allah’ın rahmetini küçültür.
Et-Tevvâb ismi ikisini de reddeder.
Günah önemsiz değildir.
Fakat Allah’ın rahmetinden de büyük değildir.
İnsan yaptığı yanlışı hafife almamalı; fakat hatasını Allah’ın bağışlamasından daha büyük de görmemelidir.
Tövbe bir anahtardır; kapıyı açan Allah’tır.
İnsan kapıya yönelir.
Pişmanlığını getirir.
Acziyetini kabul eder.
Affedilmeyi ister.
Kapıyı açmak ise Et-Tevvâb’a aittir.
Dönmekten Utanma
İnsan bazen aynı hataya birden fazla kez düşer.
Her dönüşünde kendisinden daha çok utanır.
“Yine aynı şeyi yaptım.”
“Bu defa nasıl af isteyebilirim?”
“Artık dönmeye yüzüm yok.”
Fakat utanmak insanı Allah’ın kapısına getiriyorsa değerlidir.
Kapıdan uzaklaştırıyorsa ümitsizliğe dönüşür.
İnsan düştüğü için değil, dönmekten vazgeçtiği zaman kaybolur.
Her dönüş yeni bir başlangıçtır.
Her tövbe kalpte bir bahar,
her gözyaşı bir rahmet yağmuru,
her dönüş yeni bir başlangıçtır.
Dönmekten utanma.
Çünkü seni dönüşe çağıran, bağışlamayı isteyen kuldan esirgemeyen Et-Tevvâb’dır.
El-Gaffâr: Günahın Kimliğin Değildir
İnsan yaptığı hatayı zamanla kimliği hâline getirebilir.
“Ben günah işledim.” demek yerine:
“Ben kötü bir insanım.”
demeye başlayabilir.
Bir fiil, insanın bütün hayatı hakkında verilmiş değişmez bir hükme dönüşür.
Oysa insan, yaptığı hatadan ibaret değildir.
Hatasını savunmadığı, onunla övünmediği ve ondan dönmeye çalıştığı sürece değişme kapısı açıktır.
El-Gaffâr ismi insana günahın örtülebileceğini ve insanın yeniden temiz bir yön seçebileceğini hatırlatır.
Allah’ın bağışlaması, insanın yaptığı kötülüğü iyi hâle getirmez.
Haksızlığı haklı çıkarmaz.
Kul hakkını ortadan kaldırmaz.
Tövbe, sorumluluktan kaçmak değildir.
Yanlışını kabul etmek, mümkünse verdiği zararı gidermek ve yeniden aynı yola dönmemeye çalışmaktır.
Gerçek tövbe mazeret üretmez.
Kader, mazeret kapısı değildir.
İnsan “Böyle olması gerekiyordu.” diyerek yanlışını meşrulaştıramaz.
İradesini kullandığını kabul eder.
Hatasını başkasına yüklemez.
Kendisine dürüst davranır.
El-Gaffâr’a sığınmak, gerçeği örtmek değil; günahı itiraf edip onun kirinden arınmayı istemektir.
El-Afüvv: Günahın İzinden de Kurtulmak
Bazı hatalar sona erer; fakat izleri devam eder.
İnsan günahı bırakmıştır ama günahın alışkanlığı kalmıştır.
Yanlış ilişkiden çıkmıştır ama kalbindeki bağlılık sürmektedir.
Kötü sözü söylemeyi bırakmıştır ama başkalarının kusurlarını düşünmekten vazgeçememiştir.
Gösterişten uzaklaşmıştır ama insanların ne düşündüğünü hâlâ fazlasıyla önemsemektedir.
Arınmak yalnız yanlış fiilin sona ermesi değildir.
O fiilin kalpte bıraktığı izin de temizlenmesidir.
El-Afüvv ismi insana, Allah’ın yalnız günahı bağışlamasını değil; günahın kalpteki ağırlığından ve izinden de kurtulmayı dilemeyi öğretir.
İnsan geçmişte yaptığı hatayı sürekli hatırlayıp kendisini aşağılayabilir.
Bu hatırlayış onu daha iyi bir insan yapmıyorsa artık tövbenin değil, ümitsizliğin yükü hâline gelmiş olabilir.
Tövbe geçmişi inkâr etmez.
Fakat geçmişin insanın bütün geleceğini yönetmesine de izin vermez.
Kâinattaki Dönüş
Et-Tevvâb isminin izleri yalnız insanın kalbinde değil, kâinattaki dönüşlerde de okunabilir.
Gecenin ardından sabah gelir.
Kışın ardından bahar gelir.
Kurumuş görünen toprak yeniden canlanır.
Kirli su buharlaşır, buluta dönüşür ve rahmet olarak yeniden iner.
Doğadaki her dönüş, bitmiş görünen şeylerin yeniden başlayabileceğini hatırlatır.
Kış ağaca son hükmünü vermez.
Gece sabahın gelmeyeceğini söylemez.
Toprağın kuru görünmesi, içinde hayat taşımadığı anlamına gelmez.
İnsan da yalnız bugünkü hâlinden ibaret değildir.
Kalbi kışa dönmüş olabilir.
İbadetlerinin tadı kaybolmuş olabilir.
Ümidi azalmış olabilir.
Fakat Allah dilerse kalbin kışından da bir bahar çıkarabilir.
Kâinatın her baharı arınmayı, yenilenmeyi ve yeniden doğuşu hatırlatır.
Bu nedenle tövbe, yalnız geçmişin affedilmesi değildir.
Geleceğe rahmet kapısının açılmasıdır.
Günahı Savunmak ile Günahtan Dönmek
İnsanın en büyük tehlikesi yalnız hata yapmak değildir.
Hatasını doğru göstermeye başlamasıdır.
Şeytan insana amelini süslü gösterebilir.
İnsan yaptığı kötülüğe mazeret buldukça vicdanının sesini daha az duyar.
Önce yanlış olduğunu bildiği şeyi yapar.
Sonra onu açıklamaya çalışır.
Daha sonra savunur.
Sonunda yanlışını hakikat zannetmeye başlayabilir.
Tövbe edebilmek için insanın önce yanlışa yanlış diyebilmesi gerekir.
Kendisini savunmayı bırakmadan dönüş başlayamaz.
Hatadan dönmek müminin alâmetidir.
Kibir ise şöyle der:
“Ben hata yapmış olamam.”
Tövbe eden insan, kendi itibarını değil hakikati korur.
Yanlışını kabul etmek onu küçültmez.
Aksine, nefsinin esaretinden kurtarır.
Affedilmek İsteyen Affetmeyi Öğrenmelidir
Allah’ın isimlerini tanımanın meyvesi ahlâktır.
Allah’ın bağışlamasını isteyen insan, başkasının hatasını sonsuza kadar onun karşısına çıkarmamalıdır.
Bu, yapılan haksızlığı yok saymak değildir.
Hakkı ve adaleti terk etmek de değildir.
Fakat affettiğini söylediği kişiyi sürekli utandırmak, onun geçmişini bir silah gibi kullanmak ve hatasını kimliği hâline getirmek bağışlamanın ruhuna uymaz.
İnsan affederken karşısındakini ezebilir.
Kendisini üstün, onu aşağıda görebilir.
Oysa gerçek bağışlama, insanı utandırmadan ve onurunu kırmadan yapılır.
Kendisi geçmişiyle mahkûm edilmek istemeyen, başkasını da geçmişiyle mahkûm etmemelidir.
El-Gaffâr’ı tanıyan kusur örtmeyi,
El-Afüvv’ü tanıyan hatanın izini silmeyi,
Et-Tevvâb’ı tanıyan dönüş kapısını açık tutmayı öğrenir.
Kendini Affetmek
İnsan Allah’tan af diledikten sonra bile kendisini affetmeyebilir.
Hatasını tekrar tekrar zihnine getirir.
Kendisini cezalandırmayı samimiyet zanneder.
Mutlu olmayı hak etmediğini düşünür.
Her yeni başlangıçta geçmişi önüne çıkar.
Fakat tövbe insanı sürekli kendisini cezalandırmaya değil, düzelmeye çağırır.
Pişmanlık insanı Allah’a yaklaştırıyorsa rahmettir.
İnsanı ümitsizliğe ve hareketsizliğe sürüklüyorsa artık iyileştirici olmaktan çıkmıştır.
Kendini affetmek, yaptığı hatayı önemsiz görmek değildir.
Allah’ın rahmetini kendi hükmünden daha büyük kabul etmektir.
İnsan şöyle diyebilmelidir:
“Yanlış yaptım; fakat yanlışım son söz değildir.”
Son söz, insanın kendi karanlık hükmüne değil; Allah’ın rahmetine aittir.
Bu Dersin Kalp Anahtarı
Geçmişini değiştiremezsin.
Fakat geçmişinin seni hangi yöne çevireceğini seçebilirsin.
Hatan seni Allah’tan uzaklaştırabilir.
Ya da aczini fark ettirip Allah’a yaklaştırabilir.
Günahın seni kibirle savunmaya götürebilir.
Ya da samimiyetle tövbeye yöneltebilir.
Geçmişin, geleceğinin kapısını kapatmak zorunda değildir.
Tövbe yalnız geçmişi affettirmez;
geleceğe rahmetin kapısını açar.
Dün yaptığın hata bugün kimliğin olmak zorunda değildir.
Kış son söz değildir.
Gece son söz değildir.
Günah da samimi bir dönüşten sonra insanın hayatındaki son söz değildir.
Dua
Allah’ım,
hatalarımı küçümsemekten de
rahmetinden ümit kesmekten de beni koru.
Günahımı savunmadan kabul etmeyi,
verdiğim zararı gidermeyi
ve samimiyetle Sana dönmeyi nasip et.
Geçmişimin beni Sana ulaşmaktan alıkoymasına izin verme.
Günahın kendisinden,
alışkanlığından, ağırlığından
ve kalbimde bıraktığı izden beni arındır.
Affını isterken affetmeyi,
kusurlarımın örtülmesini isterken
başkalarının kusurlarını örtmeyi öğret.
Kalbimin kışını bahara,
pişmanlığımı istikamete,
dönüşümü yeni bir başlangıca çevir.
Beni geçmişiyle mahkûm olanlardan değil,
tövbesiyle yenilenen kullarından eyle.