“O; Melik, Kuddûs, Selâm, Mü’min ve Müheymin olan Allah’tır.”
Haşr, 23
İnsan korunmak istediğinde genellikle şartların değişmesini bekler.
Hastalığın geçmesini, tehlikenin uzaklaşmasını, kapının açılmasını, haksızlığın bitmesini ve bekleyişin sona ermesini ister.
Bunlar gerçekleşirse Allah’ın kendisini koruduğunu düşünür.
Gerçekleşmezse şu soru kalbine gelebilir:
“Allah beni neden korumadı?”
Oysa korunmak her zaman tehlikenin ortadan kalkması değildir.
Bazen Allah şartları değiştirmez; şartların içinde insanı korur.
Zindan da Koruyabilir
Hz. Yusuf, kendisini günaha çağıranlardan kurtulmak için dua etti.
Duasının ardından hemen rahatlığa kavuşmadı.
Zindana girdi.
Dışarıdan bakıldığında bu bir kurtuluş gibi görünmüyordu. Fakat zindan, Yusuf’un günahın içine düşmesini engelleyen koruyucu bir perde oldu.
Buradaki ince hakikat şudur:
Kabul, hemen rahatlık demek değildir.
Allah bazen kulunu zorluktan çıkararak korur.
Bazen de onu zorluğun içinde tutarak günahsızlığını, ahlâkını ve istikametini korur.
İnsan yalnız bulunduğu yere bakarsa zindanı görür.
Neticeye baktığında ise korunmayı görür.
Neyi Kaybetmediğine Bak
İnsan bir sıkıntının içindeyken yalnız kaybettiklerini sayar.
Rahatını kaybetmiştir.
İmkânlarını kaybetmiştir.
İnsanların desteğini kaybetmiştir.
İtibarını veya özgürlüğünü kaybetmiş olabilir.
Fakat asıl soru şudur:
“Bütün bunları yaşarken neyi kaybetmedim?”
İmanını kaybetmediysen,
ahlâkını bozmadıysan,
haksızlığa uğradığın için haksızlaşmadıysan,
öfken seni kirletmediyse,
Allah’a olan yönünü koruduysan…
Her şeyini kaybetmiş değilsin.
Bazen Allah insanın sahip olduklarını değil, özünü korur.
Dışarıdan kayıp görünen şey, içeride daha büyük bir kaybın önüne geçmiş olabilir.
Dua Her Zaman Sonucu İstemez
Dua yalnız olayların istediğimiz gibi sonuçlanmasını istemek değildir.
Dua bazen sonucu değil, istikameti ister.
“Allah’ım, bu sıkıntıyı hemen kaldır.” demenin yanında,
“Bu sıkıntı beni bozmasın.” diyebilmektir.
İnsan her zaman yaşayacağı olayları seçemez.
Fakat o olayların içinde nasıl bir insan olarak kalacağını önemseyebilir.
Haksızlığa uğrayabilir; fakat kalbini kine teslim etmeyebilir.
Kaybedebilir; fakat dürüstlüğünü kaybetmeyebilir.
Bekleyebilir; fakat ümidini yitirmeyebilir.
Korkabilir; fakat korkusuyla zulme sığınmayabilir.
Müheymin olan Allah’ın koruması bazen burada görünür:
Olay hemen bitmez; fakat olay insanın kalbini ele geçiremez.
Görmediğimiz Koruma
Hz. Mûsâ ile Hızır kıssasında yıkılmak üzere olan bir duvar onarılır.
Duvarın altında iki yetime ait bir hazine vardır.
Yetimler henüz küçük olduğu için hazine hemen ortaya çıksa korunamayacaktır. Duvarın ayakta kalması, onların hakkının zamanı gelinceye kadar saklanmasını sağlar.
Yetimler o gün kendileri için ne yapıldığını bilmiyordu.
Duvarın neden onarıldığını görmediler.
Korunduklarının farkında değillerdi.
Fakat onların bilmemesi, korunmadıkları anlamına gelmiyordu.
İnsan da bugün bazı kapıların neden açılmadığını anlayamayabilir.
Gecikmeyi kayıp zannedebilir.
Beklemeyi unutulmak sanabilir.
Oysa Allah bazı hayırları, yıllar sonrasını korumak için hazırlıyor olabilir.
Bugün gerçekleşmeyen bir şey, yarının emniyeti olabilir.
Bugün ayakta tutulan bir duvar, henüz farkında olmadığımız bir emaneti koruyor olabilir.
Kontrol Allah’ındır
İnsan hayatını bütünüyle kontrol edemez.
Geleceği bilemez.
İnsanların niyetlerine hükmedemez.
Sonuçları garanti edemez.
Kontrol etmeye çalıştıkça da kalbi yorulur.
Müheymin ismi, insana kontrolün kime ait olduğunu hatırlatır.
Karşılaşacağın hiçbir şey Allah’ın ilminden, kudretinden ve hikmetinden bağımsız değildir.
Bu düşünce, her olayın kolay olacağını söylemez.
Her acının nedenini hemen anlayacağımızı da söylemez.
Fakat hiçbir şeyin sahipsiz olmadığını öğretir.
Huzur, sonucun mutlaka bizim istediğimiz gibi olmasına bağlı değildir.
Huzur, sonucun El-Hakîm’in hükmünden çıkmayacağına güvenmektir.
Gözetilmek Yalnız Teselli Değildir
Allah’ın bizi gördüğünü bilmek yalnız acı zamanlarında teselli vermez.
Bu bilgi, insanın ahlâkını da korur.
Kimse görmezken de doğru kalmak…
Güç eline geçtiğinde bozulmamak…
Yaptığı iyiliği insanların alkışına bağlamamak…
Haksızlığa uğradığında adaletten ayrılmamak…
İhsan, insan görsün diye değil, Allah görüyor diye güzel davranmaktır.
Müheymin ismini tanıyan insan, yalnız korunmayı istemez; kendisine emanet edilenleri de korur.
Kalbini, sözünü, hakkı, emaneti ve başkasının onurunu korur.
Çünkü Allah’ın gözetimi altında olduğunu bilen kişi, gizlide başka, insanların karşısında başka biri olamaz.
Bu Dersin Kalp Anahtarı
Allah’ın korumasını yalnız başına gelmeyen kötülüklerde arama.
Başına gelenlerin seni neye dönüştüremediğine de bak.
Belki sıkıntı bitmedi; fakat seni zalimleştiremedi.
Belki kapı açılmadı; fakat seni harama sürükleyemedi.
Belki insanlar seni anlamadı; fakat sen hakikati bırakmadın.
Belki istediğin sonuç gelmedi; fakat Allah’a olan yönünü kaybetmedin.
O zaman yalnız değildin.
Gözetiliyordun.
Allah kulunu bazen zorluktan çıkararak,
bazen de zorluğun içinde özünü koruyarak muhafaza eder.
Dua
Allah’ım,
korumanı yalnız rahatlıkta aramaktan beni kurtar.
Başımda olanı hemen anlayamasam da
hiçbir şeyin ilminden, kudretinden
ve hikmetinden bağımsız olmadığını bana hatırlat.
Beni yalnız tehlikelerden değil,
tehlikeler içinde bozulmaktan da koru.
Haksızlığa uğrarken adaletimi,
beklerken ümidimi,
kaybederken imanımı,
güçlendiğimde merhametimi muhafaza et.
Sonucu göremediğim zamanlarda
gözetimin altında olduğumu unutturma.