“O; yaratan, kusursuzca var eden ve şekil veren Allah’tır.”
Haşr, 24
İnsan dünyaya baktığında eşyayı görür.
Ağacı, meyveyi, toprağı, suyu, insanı ve kendisini görür.
Fakat görmek her zaman anlamak değildir.
İnsan yalnız görünen şekle bakarsa yaratılmış olanı görür; onun arkasındaki mânâyı okuyamaz.
Kur’an insana yalnız bakmayı değil, gördüğünü okumayı öğretir.
“Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti.”
Bakara, 31
Hz. Âdem’e verilen yalnızca eşyanın adlarını bilmek değildi.
İnsana, eşyanın arkasındaki anlamı fark edebilme kabiliyeti verildi.
Güzellikte El-Cemîl’i,
düzende El-Hakîm’i,
merhamette Er-Rahmân’ı,
sanatta El-Musavvir’i görebilme kabiliyeti…
İnsan yaratılmışlar arasında yalnız yaşayan değil, yaşadığını anlamlandırabilen bir varlıktır.
Eşyaya Bakmak ile Eşyayı Okumak
Bir ağaca bakmak başka, ağacı okumak başkadır.
Ağaca yalnız meyve veren bir varlık olarak bakarsan ağacı görürsün.
O meyvenin topraktan, sudan ve güneşten nasıl meydana geldiğini düşünürsen düzeni görürsün.
Meyvenin rengini, kokusunu, tadını ve insana uygun biçimde hazırlanışını fark edersen rahmeti görürsün.
Fakat burada durmamak gerekir.
Ağaç eldir; meyveyi veren kudret, ağacın eli değildir.
Ağacın dalları vardır; fakat yaratacak kudreti yoktur.
Toprağın içinde maddeler vardır; fakat hangi meyvenin nasıl yapılacağını bilemez.
Güneş ısıtır; fakat meyvenin rengini, kokusunu ve tadını seçemez.
Sebepler görünür.
Fakat kudret Allah’ındır.
İnsan sebepleri tamamen reddederse hayatın düzenini inkâr eder.
Sebeplere yaratıcı bir güç verirse Allah’ı unutur.
Doğru bakış, sebebi görmek fakat neticeyi Allah’tan bilmektir.
İnsan da Bir Aynadır
İnsan yalnız kâinatı okuyan değildir.
Kendisi de okunması gereken bir aynadır.
İnsana ilim verilmiştir; El-Alîm’i hatırlatabilir.
İnsana merhamet verilmiştir; Er-Rahîm’i hatırlatabilir.
İnsana adalet duygusu verilmiştir; El-Adl’i hatırlatabilir.
İnsana sanat ve güzellik duygusu verilmiştir; El-Musavvir’i hatırlatabilir.
İnsana affetme kabiliyeti verilmiştir; El-Gafûr’u hatırlatabilir.
Fakat ayna, gösterdiği güzelliğin sahibi değildir.
Bir aynada güneşin ışığı görünür. Ayna, ışığın kendisine ait olduğunu zannederse hakikati kaybeder.
İnsan da kendisine verilen kabiliyetleri kendi mülkü zannettiğinde aynı yanılgıya düşer.
Aklını kendisinden bilir.
Başarısını yalnız kendi gücüne bağlar.
Servetini kendi üstünlüğünün delili sayar.
Sanatını, bilgisini veya iyiliğini kendisine mal eder.
Oysa insanda görünen güzellikler, ona verilmiş emanetlerdir.
İnsan aynadır; ışığın sahibi değildir.
Sahiplenmek ile Temsil Etmek
İnsan kendisine verilen kabiliyetleri kendi nefsi adına kullanırsa sahiplenir.
Allah adına kullanırsa temsil eder.
İlim, insanı kibirli yapıyorsa emanet sahiplenilmiş demektir.
Güç, insanı zalimleştiriyorsa emanet kötüye kullanılmıştır.
Servet, insanın vicdanını köreltiyorsa nimet aleyhine dönmüştür.
Sanat yalnız alkış için yapılıyorsa güzellik insanın nefsine bağlanmıştır.
Merhamet yalnız kendisine yakın olanlara gösteriliyorsa Rahîm ismi hayata taşınmamıştır.
İnsan Allah’ın isimlerini kendi adına sahiplenirse büyüklük vehmine kapılır.
Kendisini kaynak zanneder.
Kendi gücünün sınırını unutur.
Fakat her şeyi Allah’tan bir emanet olarak görürse halife olur.
Halifelik üstünlük makamı değildir.
Halifelik, temsil ve sorumluluk makamıdır.
Yeryüzü Mülk Değil, Emanettir
“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.”
Bakara, 30
İnsan yeryüzünün sahibi değildir.
Yeryüzü insana verilmiş sınırsız bir mülk değil, korunması için teslim edilmiş bir emanettir.
Toprak emanettir.
Mal emanettir.
Görev ve makam emanettir.
Bilgi emanettir.
Aile ve çocuklar emanettir.
İnsanların güveni emanettir.
İnsanın kendi bedeni ve ömrü de emanettir.
Emanet sahibi gibi değil, emanetçi gibi yaşamayı gerektirir.
Sahip olan istediği gibi kullanabileceğini düşünür.
Emanetçi ise kendisine verilen şeyin hesabını taşıdığını bilir.
İnsanın görevi her şeye hükmetmek değildir.
Koruması gerekeni korumak, güzelleştirmesi gerekeni güzelleştirmek ve kendisine verilen kabiliyeti yaratılış amacına uygun kullanmaktır.
Verilen Her Şey Bir İmtihandır
“O, hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yarattı.”
Mülk, 2
İnsana ne verildiği kadar, verilenle ne yaptığı da önemlidir.
Güç verilen, adaletiyle denenir.
Servet verilen, paylaşmasıyla denenir.
Bilgi verilen, tevazusuyla denenir.
Sıkıntı verilen, sabrıyla denenir.
Güzellik verilen, iffetiyle denenir.
Makam verilen, emanetiyle denenir.
İnsan sahip olduklarını yalnız nimet olarak görürse hesabı unutur.
Yalnız imtihan olarak görürse şükrü unutur.
Doğru bakış, verileni hem nimet hem emanet olarak görebilmektir.
Nimet şükür ister.
Emanet sorumluluk ister.
Kendini Yaptıklarınla Yaratamazsın
İnsan çalışır.
Karar verir.
Gayret eder.
Bir eser ortaya koyar.
Fakat kendi fiilinin dahi mutlak sahibi değildir.
“Allah sizi ve yaptıklarınızı yaratandır.”
Sâffât, 96
Sen hareket edersin; sonucu Allah yaratır.
Sen tohumu ekersin; hayatı veremezsin.
Sen tedavi olursun; şifayı yaratamazsın.
Sen çalışırsın; bütün kapıları açamazsın.
Sen konuşursun; sözünün hangi kalbe ulaşacağını belirleyemezsin.
İrade insana verilmiştir; fakat netice Allah’a aittir.
Bu anlayış insanı çalışmaktan uzaklaştırmaz.
Tam tersine, vazifesini yapmasını ve neticenin yükünü omzundan indirmesini sağlar.
İnsan gayret eder; fakat eserine kulluk etmez.
Başarı kazanır; fakat kendisini yaratıcı zannetmez.
Kaybeder; fakat her şeyin bittiğini düşünmez.
Çünkü neticeyi yaratan kendisi değildir.
Hayat, İsimlerin Aynasıdır
Görmek, duymak, sevmek ve bilmek hayatla mümkündür.
Hayat, Allah’ın isimlerinin aynasıdır.
İnsan yaşadığı her anda farklı bir ismin tecellisini okuyabilir.
Bir çiçeğin biçiminde El-Musavvir’i…
Bir canlının yaratılışında El-Hâlık’ı…
Birbirinden farklı varlıkların kendilerine uygun şekilde meydana gelişinde El-Bâri’yi…
Bir annenin şefkatinde Er-Rahîm’i…
Bir lokmanın gelişinde Er-Rezzâk’ı…
Bir yaranın kapanışında El-Cebbâr’ı…
Bir hatadan dönüşte Et-Tevvâb’ı…
İsimleri tanımak, ezberlenen kelimelerin sayısını artırmak değildir.
Hayata bakarken görülen mânâyı değiştirmektir.
İsim bilgi olmaktan çıkar ve imanın bakışına dönüşür.
Bu Dersin Kalp Anahtarı
Sahip olduğunu düşündüğün her şey sana verilmiştir.
Bedenin, aklın, kabiliyetin, malın, makamın ve insanların sana duyduğu güven…
Hepsi birer emanettir.
Ayna olduğunu unutma.
Sende görünen güzelliğin kaynağı sen değilsin.
Fakat o güzelliği nasıl yansıtacağından sen sorumlusun.
Kendine baktığında üstünlüğünü değil, emanetini gör.
Kâinata baktığında yalnız eşyayı değil, mânâyı gör.
Bir neticeye ulaştığında yalnız gayretini değil, onu yaratan kudreti gör.
Dua
Rabbim,
bana eşyayı Senin adına okumayı öğret.
Güzellikte sanatını,
düzende hikmetini,
merhamette rahmetini
ve yaratılan her şeyde kudretini fark ettir.
Bana verdiğin kabiliyetleri kendi nefsime mal ettirme.
Nimetlerini üstünlük sebebi değil,
şükür ve sorumluluk vesilesi bilmeyi nasip et.
Beni sahiplenenlerden değil, emanetini koruyanlardan eyle.
Kendimi ışığın sahibi değil,
isimlerini yansıtan bir ayna olarak görebilmeyi öğret.